Bu Kez Böyle

Tool-Ænima 

 Don’t just call me pessimist. 

Try and read between the lines. 
I can’t imagine why you wouldn’t 
Welcome any change, my friend. 
I wanna see it come down. 

İçimde bir ; Adolf Hitler, Josef Stalin,Mao Zeodung,Kim-il Sung,Saddam Hüseyin,Francisca Franco,Benito Mussolini. var sanki amk………….
Morali bozuk olduklarında sürekli uyuyan insanlar ne kadar şanslı.Uyuyamayan birinin sabaha kadar neler yaşadığını tahmin bile edemezsiniz.
bakbuasansorturk:

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.Küçük bir sahil kasabasına,Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…Hayatından memnun olan yok.Kiminle konuşsam aynı şey…Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.Bir kendisi.Bu yeter zaten.Herşeyi, herkesi götürdün demektir.Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.Ama olmuyor.Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.Böyle gidiyoruz işte.Bir yanımız “kalk gidelim”,öbür yanımız “otur” diyor.“Otur” diyen kazanıyor.O yan kalabalık zira… İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,Güvende olma duygusu…En kötüsü alışkanlık.Alışkanlığın verdiği rahatlık,Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.Kalıyoruz…Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz. Evlenmeler…Bir çocuk daha doğurmalar…Borçlara girmeler…İşi büyütmeler…Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.Misal ben…Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.Değil bu şehirden gitmek, İki sokak öteye taşınamıyorum.Alıp götürsem gelmez ki…Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,Herkes onu, o herkesi seviyor.Hangi birimizle gitsin?“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır; Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,Kendi imalatımız küfeler.Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.Ölüm var zira.Ölüme inat tutunmak lazım,İnadına kök salmak lazım.Bari ufak kaçışlar yapabilsek. Var tabii yapanlar, ama az.Sadece kaymak tabakası.Hepimiz kaçabilsek…Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa.Gün içinde mesela…Küçücük gitmeler yapabilsek.Ne mümkün.Sabah 9, akşam 18Sonra başka mecburiyetler Sıkışıp kaldık.Sırf yeme, içme, barınmanın bedeliBu kadar ağır olmamalı.Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.Ne saçma…Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba.Ben her bahar aşık olmam amaHer bahar gitmek isterim.Gittiğim olmadı hiç,Ama olsun… İstemek de güzel.Can Yücel 

bakbuasansorturk:

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara…

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey…
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. 

Öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor. 
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız “kalk gidelim”,
öbür yanımız “otur” diyor.

“Otur” diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira… 
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu…
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz…
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz. 

Evlenmeler…
Bir çocuk daha doğurmalar…
Borçlara girmeler…
İşi büyütmeler…
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben…
Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek, 
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki…
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

“Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır; 
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek. 
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek…
Bütçe, zaman, keyif… Denk olsa.
Gün içinde mesela…
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler 
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma…
Bahar mıdır bizi bu hale getiren? 
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun… İstemek de güzel.

Can Yücel 

bakbuasansorturk:

eskiden güzeldi,iki taş koyar mahalle maçı yapardık,ip atlar,taso oynardık.
eskiden güzeldi,canımız sıkılır misket oynar,canımız sıkılır seksek oynardık.
eskiden güzeldi,saklambaçlar,körebeler,uzun eşekler ve daha nicesi.

çocukken dünya daha güzeldi.

çılgın bedişim yok başka işim
silerim hüzünü baştan çizerim
dünya dursa ben yine dönerim
çılgın bedişim yok başka işim
elim dursa durmaz ki dilim
yalan dünya ben yine dönerim

çılgın bedişim yok başka işim
silerim hüzünü baştan çizerim
dünya dursa ben yine dönerim
çılgın bedişim yok başka işim
elim dursa durmaz ki dilim
yalan dünya ben yine dönerim

fıstık gibiyim herşeyi bilirim
çilek tadında bediş adında
biraz masum biraz da çatlak 
çılgın bedişim yok başka işim

fıstık gibiyim herşeyi bilirim
çilek tadında bediş adında
biraz masum biraz da çatlak 
çılgın bedişim yok başka işim

icenyoksadikiyorum:

Hani mutluluğun fotoğrafı çekilmezdi?

icenyoksadikiyorum:

Hani mutluluğun fotoğrafı çekilmezdi?

Düz

beyinsondasi:

Düzlük yarışı var. Düzlüklerle alakası yok; zemin meselesi değil yani… İnsan meselesi. “Kim daha düz olacak?” gibi. Leş gibi düzleşiyoruz da. Düz olmayanı da eliyoruz. Haydi bakalım.